You are here: AnaSayfa > Fotograf, Gezi, Print > Darıca Hayvanat Bahçesi

Darıca Hayvanat Bahçesi

Uzun zamandır gitmek istediğimiz bir yerdi hayvanat bahçesi. Çarşamba günü yine geç kalktık, kahvaltımızı yaptık. Sonra yola koyulduk. Hayvanat bahçesinin bu kadar kalabalık olabileceğini hiç düşünmemiştim. Hava da çok sıcaktı. Kapıda bilet kuyruğu uzamış gitmiş. Hayalimdeki gibi bir yer değildi. Artık şuna karar verdim, Türkiyede hayvanat bahçesine falan gidilmez. Hiç mi hiç beğenmedik. Hatta çok sıkıldık. Daha kapıdan girerken başladı olumsuzluklar. Giriş fiyatları çok pahalı ve bence değmez. 15 TL ödeme yapmak gerekiyor. Ve kredi kartı geçmiyor, sadece nakit ödeme yapılabiliyor. Adam gibi bir organizasyon yok. Girenler parasını versin de ne yaparsa yapsınlar. Fiyatı 50 TL olsa ve adam gibi bir organizasyon yapsalar insanlar emin olun yine gelir. Kapıda broşür, yol haritası gibi birşey vermediler. Kendimizi direk içeride bulduk. Herbir kafesten sorumlu kişi var aslında. Ama hiç görevlerini yapmıyorlar. Birisi gelse de bu hayvan şudur, şöyledir diye anlatsa iyi olurdu. Yada Miniatürk’deki gibi bir elektronik mekanizma ile sesli olarak anlatan cihaz olsa.

Hayvanlar hemen hemen hepsi kafesler arkasında. Ama kafeslerin aralıkları o kadar sık ki, hayvanı görmek çok zorlaşıyor. En azından alt bölümü cam üstü kafes şeklinde olabilirdi. Selin’e göstermek istediğimiz birkaç hayvan vardı. Kitaplarından gördüklerini canlı olarak da görsün istemiştik ama olmadı. Sıcak, kalabalık ve anlattığım olumsuzluklar yüzünden o da çok bunaldı, hiç ilgisini çekmedi. Hatta bir ara sıkıntıdan ağlamaya bile başladı. Son olarak Aslanları görelim dedik. Ara ara, bir türlü bulamadık. Görevli birine soruyoruz şu tarafta diyor gidiyoruz yok. En sonunda bulduk. Çok yaşlı 1 tane arslan vardı. Sıcaktan o da bunalmış, kalkacak takadi kalmamış, bitkin. Uzaktan şöylece bakıp çıktık. Fil hiç yoktu, yerine maketini koymuşlar. Ortam çok pis kokuyordu. Hayvanlar bana çok bakımsız geldi. Beğendiğimiz şeylerde oldu tabiki ama çok sınırlı. Zürafa, Flamingo ve Papağanlar çok güzeldi. Ama genel olarak hayal kırıklığı. Bence bu duruma birinin el atması gerekiyor ve orayı daha eğlenceli bir hale getirmeli.

Hayvanat bahçesinden çıkarken sinir harbi içindeydik. Selin sürekli ağlayıp durdu. Canımız çok sıkıldı. Arabasına binmek istemiyordu. Annesinin kucağına yapıştı kaldı. Hilmiye biraz dinlensin diye ben kucağıma almak istedim gelmedi. Bu yüzden Selin’e biraz bağırdık. Arabaya bindiğimizde hala ağlıyordu. Moraller iyice çoktü. Sonra Selin biraz duruldu. -Baba kızdı, şaka şaka değilmi diye konuşmaya başladı. Biraz biraz yumuşadık. – Evet kızım sana kızmadım, başka birşeye kızdım, şaka yaptım! deyince o da sakinleşti. Yol üzerinde Cağ Kebapcı gördük, ama ilginçtir Cağ Kebabı yoktu. Açlıktan midemiz karnımıza yapıştı. Maltepe Sahilde kendimizi bulduk. Biz KFC de yemek yerken Selin’de çocuk parkında oynadı.

Akşam da onu yatırıp güzel bir film izledik, ardından Hilmiyeyle tavla oynadık, saati 2 yapmıştık.

Etiketler: ,




  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • Facebook
  • RSS

Comments are closed.