Dün akşam izlediğimiz film çok güzeldi. Robert De Nero’nun oynadığı film.Ünlüler geçidi vardı filmde. Everybody’s Fine. Mutlaka izlenmesi gereken filmlerden birisi. Eminim gözleriniz buğulanacaktır.
Bu filmi uzun zamandır bekletiyordum. Aslında komedi tarzı olduğunu düşünüyordum ama çok duygusal çıktı. Çocuklarımıza nasıl davranmamız gerektiği sorusunu sorup duruyor ve düşünmeye zorluyor. Adeta bir beyin fırtınası. Acaba ben nasıl bir babayım, ilerde nasıl bir baba olacağım. Filmde, geçmişteki davranışlarından pişmanlık duyan bir baba, yaptıklarından utanan, babasını gururlandıramayan evlatlar vardı. Baba çocukluk dönemlerinde onlara sürekli kendisini gururlandırmaları konusunda bir baskı uygulamış. Gün geldiğinde ise sen yeterki mutlu ol, bu benim gurur duymam için yeterli sebeptir deme durumuna gelişini anlatıyor.
Selin yavaş yavaş büyüme yolunda ve ben de nasıl davranmamız gerektiği konusunda film boyunca düşündüm. Nasıl iyi bir baba olunur peki? Serbest bir davranış gösterip yaptıklarına onay vermek mi, yoksa biraz baskıcı bir tutum mu? Bu sorunun cevabını inanın bilmiyorum. Tek bildiğim içimden geldiği gibi davranmak olacaktır. Eminim ki bizim de birçok hatalarımız olacaktır. Hele ki çalışan anne-baba olarak onu şımartmamız da çok doğal. Gün boyunca onsuz geçen bir zaman ve akşam olunca kısıtlı bir süre…
Salonda duran Hilmiye ile 5 yıl önce çektirdiğimiz bir resim vardı. Dün Selin, Şengülden onu istemiş. Sonra elinde resim, oda oda gezip “Babaci” diyerek ağlayıp durmuş. O da bizi gün boyunca özlüyor, akşam da görünce şımarmaya başlıyor. Eve gittiğimde beni gördüğünde “Babaci” demeye başladı, ne yapacağını bilemedi, sevincinden sağa sola koşuşturup cıvıldamaya başladı. Akşam yatana kadar öptüm öptüm öptüm…









