1 haftanın ardından geçen Cuma günü hepimiz iyileştik. Domuz gribi korktuğumuz gibi değildi. Geçtiğimiz yıllarda sırf bu hastalık yüzünden Medipol Hastanesinin kapısından girememiş, çok memnun olduğumuz Birol Saral’ı bırakmıştık. Bu yıl normal bir gripten farkı yok. Hatta en çabuk iyileşen grip türü bile oldu. Hepimiz içtiğimiz ilaçları kestik, gayet sağlıklıyız artık.
Bu yıl son 49 yılın en soğuk günlerini yaşıyoruz. Gerçekten de çok soğuk bir kış yaşıyoruz fakat hafta sonu hava inanılmaz güzeldi. Güneş pırıl pırıl ve 10derece sıcaklık, içimizi ısıttı. Cumartesi günü 11 e kadar uyuduk. Kahvaltımızı yapıp Şengül’ü de alıp hastaneye gittik. Şengül iyileşememiş ve kısa sürede ameliyat olması gerekecekmiş. Çok üzüldük durumuna. Ardından hep beraber Anneanneye gittik. Epeydir S’yi görememişlerdi, özlem giderdiler. ama S kendini pek sevdirmek istemedi. Arabadan indiğinde uyuduğu için biraz asabi tavırlara büründü. Aynur Teyzesi de oradaydı, ailecek görüşmüş olduk.
Pazar günü de İdealtepe sahil’e gittik. Panço’dan Seline çok güzel bir mont aldık. Yaren’e de karne hediyesi bir bot. Ardından yemek yeyip eve döndük. Hava güzel olsa da erken kararıyor ve soğuyor. Bugün soğuklar yeniden başladı. Yakında kar geliyor.
Selin 2 gündür rüyasında da sürekli konuşur oldu. Geçen gün annesini yataktan kovmuş. Bir de çok kibar konuşmuş. “Anne lütfen gidermisin!” tekrar tekrar söyleyince Hilmiye hanıma gelip biraz uzandı.Ardından yatağa tekrar döndü. Selin rüyanın etkisinden çıkmış olmalı “Annecim barışalım mı!” demiş ve beraber uyumuşlar. Bugün sabah 6 gibi yine ses geliyordu. “Xoom’u (tablet pc) televizyona bağlarmısın!” defalarca söyleyip durdu. Yataktan kalkıp baktım hala uyuyor. Gündüz yaşadıkları herşeyi bir de rüyasında yaşıyor.
2-3 gündür akşamları benimle banyo yapıyor. Ben şortumu çekiyorum beraber dalıyoruz. Tas kafa yapıyoruz. Banyo tasına su doldurup kafamıza geçiyiyoruz, su yavaş yavaş akıp bitiyor. Buna tas kafa diyoruz. Duş fıskiyesini de alıp bana fışkırtmak çok hoşuna gidiyor. Çoook eğleniyoruz.
Bu aralar baba-kız vakit geçirmeye de başladık. Odasına gidip bir süre sohbet ediyoruz. Ona sorular soruyorum, o da mantıklı cevaplar veriyor. Hasta olursak ne yaparız, doktor bize ne yapar gibi sorular. Gayet mantıklı ve güzel cevaplar veriyor. Hoşuna gitmiş olmalı ki haftasonu elimden tutup odasına götürdü beni. “Babacım gel biraz konuşalım” Çok kibar konuşmaya da başladı; anne yerine annecim diye sesleniyor. Bana genellikle Mehmet diyor, bazen baba, bazen de babacım. Ruh haline bağlı. Emir kipi yerine de rica ediyor. “ver” yerine “verirmisin?”








