Artık yavaş yavaş kelimeler şekillenmeye başladı. Babaciii kelimesinin yerine Babacım diyebiliyor. Eskiden “su” diyemezdi. “Bua” diyordu. Bunu da düzeltti. Henüz cümle kurma aşamasına gelemedi ama yakınca o da olacak gibi. Geçenlerde Hilmiyenin sözlerini tekrarlayıp “basit babaci basit” demişti. Ağzımızdan çıkan bir çok kelimeyi nasıl kapıyorsa hemen tekrarlıyor. Ben işten eve gelince işyeri giriş kartımı boynumdan alıyor. Üzerindeki TTNet logosunu göstererek “tete” diyor.
Selin’i bazen anlamakta zorlanıyoruz. Bazen inanılmaz neşeli bir kız olurken bazen de çok huysuz oluyor. Huysuz olduğunda annesinin kucağından inmiyor. Pazar günü çalışma için şirkete gitmiştim. Öğleden sonra eve döndüğümde Hilmiyeye gına gelmişti. Mız mız olduğunda yalancı ağlamaları oluyor. Ne istediğini anlayamıyoruz. Bir türlü onu mutlu edemiyoruz.
******
Bugün annemden telefon geldi. Anamurdalar hala. Kadıncağız bugün çok ağladı. Yunus Emre 1 haftadan fazladır hasta durumdaymış. Ateşi 39 derecelere çıktığında acile götürüyorlarmış. Doktorlar diş yüzünden olduğunuz söyleyip soğuk tampon yapıyorlar, ateşi düşünce de eve gönderiyorlarmış. Bunu 3 üstüste yapınca ciğerlerini de üşütmüş iyice hastalanmış yeğenim. Öksürmekten çocuk yorgun düşüyormuş. Bakıcı ilgilenmedi gibi annesi de sürekli işe gitttiği için o da ilgilenemiyor kanımca. Bugün artık Anamur’dan Alanyaya acil olarak gitmişler. Doktorlar tahlil yapmışlar. Serum bağlamışlar. Umarım yeğenim çabuk iyileşir.
Ben de küçükken çok ağır hastalıklar geçirmiş, ölümün yanından geçip hayata dönmüşüm. Anne-babamın neler hissettiğini artık daha iyi anlayabiliyorum. Bugün Yunus Emrenin hasta olduğunu ve acile götürdüklerini duyduğumda bile bacaklarım titredi, öylece kala kaldım. Allah kimseyi çocuklarının acısı ile sınamasın. Kimseye bu acıları yaşatmasın








