4 günlüğüne Londra’ya gitmiştim. Mağazalardan ilkin GAP’a gittim. H&M ve Mothercare. Giyim, özellikle çocuk grubu için çok çok uygun. GAP’deki ürünler daha çok Türkiyeden gitme. Türkiyeden gelip de Türkmalı almak garip bir durum. Ama Türkiyeden giden ürünü Türkiyede ucuza almak da zor. GAP mağazaların çeşit çok fazlaydı. Selin Ecem’in kışın 1,5 yaşında olacağını düşünerek de kışlık birşeyler de aldım. Sırada Mothercare var. Düşünün Türkiyedeki Mothercare mağazalarından yaklaşık 70TL’ye alınabilecek bir mont orada 15 pound, yani 30TL civarı. Türkiyede özellikle ürün çocuk üzerine olunca extradan pahalı olması çok üzücü. Mothercare’de bebek arabalarına da baktım. Burada satılan 1000-1500 civarındak arabalar orada 500TL civarındaydı. ingiliz çocukları şanslı veletler.
Çarşamba sabahı 3 saatlik bir yolculuktan sonra eve varmam saat sabah 5:00′ı buldu. Kızım acıkmıştır diyerek hemen mama hazırladım. Eşimi uyandırıp mamayı vermesini söyleyince beni şaşkınlıkla karşıladı. Herhalde rüya gördüşünü düşündü. Yorgunluktan öğleye kadar uyumuşum. Öğlen Selin’in sesleri ile uyandım. Beni görünce çok sevindi boncuk. Hemen oynamaya başladık. Hava biraz açınca (Bu arada yaz gelmeyecek galiba. Haziran bitiyor hala yağmur var) doğru çocuk parkına gittik. 4 günün acısını çıkardık.
Bu aralar onu omuzuma alıp gezdiriyorum. Beni at yaptı zilli. Arada bir yürüyeyim diye kafama da vuruyor. Deh deh evin içinde dolanıyoruz. Biraz büyüsün eşek olmaya adayım. Artık sırtıma çıkar, gezdirir kendini
Dün karnı acıkmış olsa gerek, midesini su ile doldurmuş. Artık kendi su şişesini kendini kafaya dikip keşler gibi içiyor
Hazırladığım muhallebiyi annesi verince midesini bulandırdı ve foşşş diye Hilmiyenin üzerine kustu. Yeni banyo yapmıştık halbuki. Tekrar banyoya girdik, temizlendik. yatacağı zaman mama hazırlayıp onu verdik. ama uyumakta bir hayli zorlandı. Hilmiye kafasını biryere vurmasından endişeliydi. Ama öyle bir durum yoktu, her kusan çocuk kafasını vurmuş olamaz. Vücudunda morluk da yoktu. Nöbet de geçirdiği falan yoktu. yatacağı zaman kulağını da tutup ağlıyordu. Kulaklarını kontrol ettim, banyodan dolayı su falan da kaçmış görünmüyordu. Diş yüzünden olabileceğini düşündüm ve Calgel ile dişlerine masaj yaptım. Ne varki parmağımı ısırmasına engel olamadım. Artık dişleri çok keskin. Üstten 2 tane daha diş geliyor bu arada. Sonrasında “Benim annem, güzel annem” şarkıları eşliğinde yattı. Bir ara kendini kaptırmış olsa gerek Hııı Hııı Hıı diyerek kendini uyuttu boncuk. Onu çok özlemişim gerçekten. Ben Londra’dayken Hilmiye bir resim gönderdi bittim o an. Selin, kuzeni Bahar’ın bisikletine binmiş, gülücükler atıyor. İşte o resim:










