Selin

Filtrele

Kategoriler

Etiketler

RSS

kış geldi

Kışın gelmesiyle beraber aile boyu bir hastanelik de olmuş olduk. Önce Selin ardından ben, benden sonra da Hilmiye hastanelik olmuştu. hepimiz birer serum yemeden iyileşemedik. Duru da da biraz öksürük vardı. Ona da antibiyotik ve ventolin kullandık. O çok şükür şuan iyi. Ama Selin hala balgamlı bir şekilde öksürüyor. 4 gündür ilaçların bir faydası olmadı. Okula da gitmiyor. Yarın sabah onu doktora götüreceğim. Daha Fazlası…

Aile boyu hastalık

Geçen hafta benim için çok zor geçti. Gece geç saatlere kadar evden çalıştım. Haliyle yorgunluk çok fazlaydı. 14 Eylül Cumartesi günü kızkardeşim geç saatte geldi. Onlarla eve gelmemiz gece 12 yi buldu. Yeğenim de iyice yorulmuştu, hemen yatıp uyuduk. Sabaha karşı 4 gibi Selin uyandı ve kusmaya başladı. Aradan biraz zaman geçti bir daha kustu. Artık sabaha doğru 3ncü ve 4ncü kusmaları oldu. Şengülü çağırdık hemen biz hastaneye gittik. Halbuki o gün sabah kahvaltı planlarımız vardı, kısmet değilmiş. Pazar günü nöbetçi doktor vardı. Selinin bağırsak faatliylerinde artış varmış, ishal olacakmış. Su kaybı ve enfeksiyon yapmış. Hemen serum takmak istediler ama bizimki biraz karşı çıktı. Gelen hemşire de minik ellerinde serum takacak bir damar bulamayınca canını çok yaktı. Hemşire biraz da tecrübesiz, sokmuş iğneyi kızımın eline içinde dolaştırıyor damar arıyor. O dolaştırdıkça zavallım da ağlıyor. Ben bakamıyorum tabi, kan tutuyor. Hilmiye çıkarın artık uyraşmayın dedi. Bize bir oda vermelerini, üst katta bebek hemşirelerine serumu taktırmak istediğini söyleyince itiraz gelmedi. Hemen üst kata çıktık. Gelen bebek hemşiresi tık diye damarı buldu ve çok acıtmadan bağladı serumu. 1 şişe serumdan sonra bizimki kendine geldi. Serum boyunca odada televizyon izledi. Ben gidip kavhaltılık birşeyler aldım. Eve döndüğümüzde artık iyiydi. Daha Fazlası…

Okullar açıldı

Yavaş yavaş kış moduna girmeye başladık. istanbul artık çok kalabalık. Trafik başladı. Havalar her geçen gün giderek soğuyor. Geçen hafta anaokullarının açılışı vardı. Bu hafta da ilk okul 1nci sınıflar başladı. Selin bu yıl bir üst yaş grubunda derslere giriyor. Artık öğlen uykusu olmadığı için iyice yoruluyor. Bazen serviste uyuyakalıyor. Eve gelip uyandırıldığında da çok sinirli oluyor ve ağlamaya başlıyor. Daha hareket eğitimleri ve yüzme dersleri başlamadığı halde çok yorgun oluyor. Bu yıl biraz daha fazla ingilizce var. Daha ağır konular işliyorlar. Akşamları da neler yaptığı konusunda konuşuyoruz. Geçen hafta oyunlarla ingilizce olarak “stand up, sit down” “What is your name” “What is this” gibi konuları görmüşler. Akşam da evde tekrar ediyoruz. Selinin boyama becerileri artık daha gelişmiş, çizgilerin dışına çıkmadan boyama yapabiliyor. Ayrıca makas ile kağıt kesmeyi de çok güzel yapabiliyor. Daha Fazlası…

Duru iyileşti

Durunun ameliyatının üzerinden 15 gün geçti. 18 Ağustos günü ameliyat olmuştu. Normalde 4 gün kalması planlanmıştı ama durumu çok iyiye gittiği için 3 gün kalmıştı. 1 hafta sonrasında da kontrole götürdüğümüzde durumu çok daha iyiydi. Sanki o ameliyatı o olmamış gibi hoplayıp zıplamaya devam etti. Apendist ameliyatı olmuş bir yetişkini düşünün. günlerce ah vah derken yataklarda yatar. Oysa Duru daha bebek olmasına rağmen hiç öyle değildi. Ameliyatın 2nci gününde annem Mersinden kalkıp geldi. Bugün de onu tekrar yolcu ettik. 24 Ağustosta Duruyu kontrole götürdüğümüzde Selin’inde öksürüğü vardı. Onu da götürdük. izlem Hn.ın kapısını açık görünce Merhaba diyerek içeri daldı. Şansımıza muayeneye gelmeyen birisinin yerine biz içeri girmiş olduk. Boğazında enfeksiyon bir miktar ciğerlere inmiş ve hafif bir bronşit yapmış. 1 haftalık Antibiyotik ve Ventolin tedavisi verdi. Daha Fazlası…

Duru ameliyat oldu

18 Ağustos günü inanılmaz kötü bir gündü. Allah bize bir daha yaşatmasın. Aslında gün güzel başlamıştı. Evden önce mobilyacıya gitmek için çıktık, karşıya Küçükköy civarlarına gidecektik. Yolda yaşlı bir teyzeye yardım ettik ve gideceği yerin yakınına kadar bıraktık. Yol boyunca kadının hayır duası eksik olmadı. insan milyon verse parasıyla herhalde bu kadar dua alamazdı. Mobilyacıdan sonra gidip bir yemek yedik ve evin yolunu tuttuk. Benim arkadaşım Nadir için sözüm vardı. Altunizade civarında inip bizimkileri gönderdik. işte o anda başladı silsile şeklindeki kötü şeyler. Hilmiye yanına hiçbirşey almamış, kimlikten, kredi kartına, anahtardan çantasına kadar herşeyi evde kalmış. Kapıyı açamadıkları için de dışarda kalmışlar. Şengülü aramış ama o da Üsküdar tarafındaymış, benim çıkıp gelmem zaten otobüs ile saatler sürer, zaten Nadirle de fazla görüşemeden bir çay içip yola çıktım, vicdanım el vermedi onların kapıda kalmasına. Daha Fazlası…

UA-12002855-3