Selin

Filtrele

Kategoriler

Etiketler

RSS

Okullar açıdı

Selini aslında 1 ay öncesinde okula kaydettirmiştik. Ama bir türlü alışamadı. Sürekli ağlıyordu. Şengül ve Yaren’i görmek istiyordu. Araya bayram tatili ve hastalık da girince fazla gönderemedik. 31 Ağustos gibi gidip Aynur Öğretmeni ile tanıştık. Belki öğretmeni yadırgıyordu, belki bu yeni öğretmenini çok sevecekti. Aynur öğretmen biraz Selin ile vakit geçirmek istiyordu ama o bizi bırakmak istemiyordu. Bir masaya oturduk, ona kağıt verdi. Bir tane de Yaren’e. Tutkalı sürüp renkli pulları ona yapıştırarak çiçek yapmasını istedi. Yaklaşımı belki de çok doğruydu. Sıkmadan yavaş yavaş. Sınıfını gördük diğer hocalar ile tanıştık. İngilizce öğretmeni var onun da ismi Selin. Selin Teacher olarak çağırıyorlar. Pazartesi de okulun ilk günü Hilmiye ile beraber gittik. Şengül de bizimle geldi. Selinin çenesindeki titremeyi görünce içim çok fena oldu. Kollarını kaldırıp kucağıma almamı istiyordu. Beraber yukarı çıktık ama beni hiç bırakmak istemiyordu. Onun titreyen çenesini gördükçe ben de onu bırakmak istemiyor gibi sarılıyordum. Sonra Hilmiye yukarı çıktı. Kızgınlıkla Selini aldı. ” Sen bana bırak, bir türlü ayrılamıyorsun” dedi ve beni gönderdi. Hilmiye ne de olsa önceden alışıktı bu duruma. Ağlasa da onu sınıfına bırakıp çıktı. Bir süre Şengül kaldı sonra o da aşağı indi. Biraz ağlamış ama sonra susmuş. Daha Fazlası…

Tatil ve Ramanzan Bayramı

19 Ağustos günü Ramazan Bayramının ilk günüydü. İstanbulda hava biraz kötüydü. Tatil için bir fırsat olarak gördük ve internetten araştırıp Ayvalık taraflarında Sarımsaklı bölgesinde bir otele rezervasyon yaptırdık. Pazar günü sabah saatlerinde yola çıktık ve akşama doğru 17:00 gibi otele vardık. Otele gelir gelmez ilk şoku yaşadık. Havada resmen fırtına vardı. Öyle çok esiyordu ki ağaçları yerinden sökecek gibiydi. Odamıza yerleştikten sonra sahile indik. Ayaklarımı suya soktuğumda ikinci şoku yaşadık. Deniz inanılmaz soğuktu. Bir kaç çıkgın dışında suya giren kimse yoktu. Buzdolabından çıkmış su, denizin yanında sıcak kalıyordu. Merğerse bu bölgenin suyu her zaman soğuk oluyormuş. Akşam olduğunda etrafı gezmeye çıktık. Özellikle Cunda adasına gitmek istiyordum. Şeytan sofrasına çıkıp resim çekmek istiyordum. Bu defada gidişimize trafik engel oldu. Ayvalık merkezde uzun bir arabak uyruğu vardı. Gidemedik, alışveriş yapıp otele geri döndük. Daha Fazlası…

Selin Ecem 3 Yaşında

Bu hafta sonu evden hiç dışarı çıkmadık. Zaten hava da bulutluydu. Cumartesi akşamı misafirlerimiz vardı. Çiğdem ve Gökhan, kızı Defne. İndat ve Adeviye çocukları Yağmur ve Emre. Ev çok kalabalık oldu. Selin çok çok eğlendi. Defne ve Yağmurla çok güzel oynadılar. Güzel bir iftar yemeğinden sonra Çiğdem’in kendi yaptığı brownileri afiyetle yedik. Akşam geç saate kadar sohbet edip vakit geçirdik. Seline banyosunu yaptırıp yatırmak saat 1:00 i buldu. Yatağa yatar yatmaz yemen uyudu. Kısa bir süre sonra doğum günü olacaktı. Pazar günü sabah 9:30 gibi uyandım. Yataktan kalkıp giderken bir baktım Selin de uyanmış arkamdam sessizce geliyor. Annesi uyuduğu için çıt çıkarmıyordu. Beraber salona geçtik. Ona süt ısıtıp verdim. Saat 10:15 e gelirken kucaklayıp yatak odasına götürdüm ve Hilmiyenin yanına yatırdım. Hilmiye de uyanıp Selin’in doğum gününü kutladık. Aramızda çok mutluydu. Geceden biraz ateşi vardı. Vucudu soğuk olmasına rağmen başı sıcaktı. Sabah olduğunda birşeyi yoktu. Eczaneye gidip Calpol gibi evde olmayan ilaçları tedbir için almaya gittim. Dönüş yolunda sağanak yağmura yakalandım. Eve vardığımda sırılsıklam olmuştum. Daha Fazlası…

Selin okulu sevmedi

2nci haftamız biterken artık pes etmek üzereyiz. Selin okulu bir türlü sevmedi. Sabah servise binerken başlıyor ağlamaya. Şengül her gün onunla beraber gitti okula. Öğlenleri de annesi alıp eve bıraktı. Ümitle bekledik ama olmadı. Ben ilk zamanlar çok hoşuna gideceğini düşünmüştüm. Ana okulunun bahçesinde kaplumbağa, kedi, köpek gibi hayvanları görünce bile sevinmiştim. ilk zamanlar Yaren de yanında gitti. Sesi kısılana kadar ağlamaya devam etti. Öğretmenler Şengülü görmesine müsaade etmek zorunda kaldılar. 2 gündür ağlasa bile Şengüle göstermemişler. Bugün akşam eve gelir gelmez “Ben okula gitmek istemiyorum” diye defalarca söylenip durdu. Hilmiye bugün okulda onu durgun bir şekilde görünce çok acımış. Anne yüreği işte. Acaba vazgeçsek mi diye bana soruyordu. Daha Fazlası…

Şimdi Okullu Olduk

Anne baba olmak dünyadaki en çelişkili şeylerden birisidir. Doğduğundan beri hiç gözümüzün önünden ayrmadığımız, onları her türlü tehlikeye karşı koruduğumuz çocuklarımıza bir anda farklı davranmaya başlıyoruz. Çünkü kendi ayakları üzerinde durabilsin, kendini koruyup kollayabilsin ve bütün zorlukların üstesinden gelebilsin diye. Oysa öyle mi yapmıtı bizim annelerimiz babalarımız. Yürümeye başladığımız an kendimizi sokaklarda bulmuştuk. Anne ev işlerini yaparken baba para kazanmak derdi ile çalışır durur, çocuk ise kendi kendini büyütürdü. Doğuştan kazanırdı bizim şimdilerde vermek istediğimiz yetenekleri. Zor bir dünyanın içinde bulurdu. Çocuk psikoloji gibi terimler yoktu. Hangisi doğru bilemiyorum. Ama bizlerde öğreniyoruz, ansızın içinde bir kullanma klavuzu bile olmadan dünyamıza giren harika şeyi. Daha Fazlası…

UA-12002855-3