Selin

Filtrele

Kategoriler

Etiketler

RSS

Hilmiye İzmir’e gidiyor

Yarın sabah Hilmiye İzmir’e gidecek. Baba-kız başbaşa bir haftasonu geçireceğiz. Yarın sabah erkenden yola çıkacak, Pazar akşamı gelecek. Şengül gündüz Selin’e bakmaya devam edecek. Umarım güzel bir haftasonu geçiririz. Daha Fazlası…

Defnenin Doğum Günü

Bugün dolu dolu geçti. Sabah 10 da Defne’nin Moda semtinde Moda Teras adında biryerde doğum günü partisi vardı. Haftalar öncesinden Çiğdem’e söz vermiştik. Sabah erken kalktık. Daha doğrusu Selin bizi kaldırdı. Kahvaltısını yaptırdık ve yola çıktık. Hilmiyenin arkadaşı Özlem bizde kalmıştı. Onu önce evine bıraktık. 11 gibi mekana vardık. Harika bir yerdi. Denize karşı yelkenlileri izleyerek çocuk cıvıltısında bir kahvaltı yaptık. Defne de çok mutluydu, Selin de. İkisi birbirine benzeyen 2 çocuk oldu. Doğumları yakın zamana rastlıyor. Boyları, konuşma şekilleri aynı. iyi arkadaş oldular. Defne pastası kesilirken elbisesini değiştirip bir Pamuk Prenses kıyafeti giydi. Selinle el ele tutuşup doğum günü şarkısı söylediler. Mumlar üflenirken Selin pastanın bir kenarına geçti. Her zamanki gibi defalarca mumlar yakılıp tüm çocuklar sırayla üfledi. Selin eksik kalmaz zaten. Bir taraftan da kızın pastasını parmaklayıp durdu. Ardından Özlem tekrar yanımıza geldi. Mekandan çıkıp çay bahçesine gittik. Karşısında çocuk parkı vardı. Onlar otururken biz Selinle parkta oynadık. Selin kum havuzuna girip içine oturdu. Oradaki çocuklarla beraber kürekle kumları alıp kovaya boşalttılar. Üstü başı iyice kirlendi. Hava 25 derece ve sıcacıktı. Ardından karşıya geçtik. Özlem yolda indi. Daha Fazlası…

Hepatit A Aşısı

Cuma günü Hilmiye işe gitmedi, ben de öğleye kadar izin aldım. Hep beraber hastaneye gittik. Artık son aşısına sıra gelmişti. 5 yaşına gelene kadar bir daha aşı olmayacak. Biz işlemlerini yaptırırken Selin birden odaya girip, İzlem Hn ile konuşmaya başladı. “Merhaba İzlem Teyze” diyerek başladı sohbete. İzlem de ona şeker verdi. Ağlamasından çok korkuyorduk. Önceleri daha odasına girer girmez başlıyordu ağlamaya. Bu defa kendisi biz hiçbirşey yapmadan girmişti. Önce tartıya çıktı, 13,250 kg olmuştu. Sonra boyunu ölçtük. Gözlerime inanamıyordum. Selin o kadar sakin, o kadar neşeliydi ki inanmakta zorluk çekiyordum. Sonra sırtını dinlemek için kıyafetini sıyırdık. Tamam şimdi ağlar dedim ama o yine gülüyordu. “İzlem teyze beni gıdıklıyor” demez mi. Hala şaşkın bir haldeyiz. Sonra karnını dinledi. Yandan yandan bakıp gülüyordu doktora. Herşey bitti sıra aşıya gelmişti. Bacaklarını sıyırdık. Hilmiye kucağına aldı. Korkmasın diye “İzlem Teyze seni gıdıklayacak” dedik. Ama o “popoma iğne yapacak” demez mi.  İğne yaklaştı. Evet sırada çığlıklar vardı. Biz hazırlığımızı yaptık. Hilmiye kucağına aldı. Ben de bacağını tutmaya hazırlandım. İzlem Hn iğneyi vurdu, vururken de “sinek ısırdı galiba” dedi. inanamıyordum hala. Selin ağlamak yerine iğneyi vurmasını izledi. Canı yanmasına rağmen ağlamadı. Demek ki doktora karşı içinde bir güven oluşmuş. Belki bizim telkinlerimiz de etkili olmuştur. Daha Fazlası…

Tuvalet alıştırmaları

2 yıl 7 ay geçti doğalı. Geçen bu süre içinde sürekli birşeyler öğrendi. Sıradaki ise tuvalet alışkanlığı. Bu hafta sadece geceleri bez bağladık. Başta çok eğlenceli gidiyordu. Çişini yapınca evde alkış koparıyorduk. Ama iş kaka yapmaya gelince çok zor geçti. 1 hafta geçmesine rağmen hala kakayı tuvalete yapmayı öğrenemedi. Kendini sıktı da sıktı. Acıyor diye ağlayarak ya altına yaptı yada etrafta biryerlere. Hilmiye de arkasından dezenfekte edecem diye uğraştı. Çişini de bazen altına bırakıyor. Meğer ne kadar sık aralıklarla çiş yapıyormuş bezine. 15dk da bir tuvalete oturuyor. Onun için zamanında merdivenli bir klozet kapağı almıştım. 2 yaşındaydı o zamanlar. Hilmiye biryerlerden duymuş, çocuk kendini belli edermiş diye geçti 7 ay. Ama nedense belli edeceği yoktu. O yüzden hemen başladık çalışmalara. Gerçekten sıkıntılı bir dönemmiş. Umarım kısa zamanda bundan da kurtuluruz. Daha bizi bekleyen zorlu şeyler de var. Hala yemeklerini katı olarak yiyemiyor, kahvaltısını bile püre olarak yemeyi bırakamadı. Hala kendi yatağında uyumuyor. Bizim aramızda sabahı ediyor. Bunları nasıl alıştıracağız hiçbir fikrim yok. Hele ki bu tuvalet olayı benim gözümü çok korkuttu.

Bu ay Hepatit A aşısını yaptırmamız gerekiyordu ama unuttuk. Ay sonu oldu hala yaptıramadık. Bir an önce götürüp son aşısını da yaptırmak gerekiyor. Artık okula gidinceye kadar aşı yok. Tuvalet ve yemek zorluklarını bir atlatsaydık kreşe vermeyi istiyordum. Orada eminim çok eğlenecek. Özellikle geveze oluşu öğretmenlerini çok yoracak. Kendisine soruyorum. Sen konuşmayı çok seviyormusun diye. “Evet konuşmayı çok seviyorum bir de zıplamayı seviyorum, ama yatakta zıplayınca düşüyorum”.

Yarın Ela’nın duğum günü partisine gideceğiz. Eminim mum üfleyecek ve çok eğlenecek.

Yunus Emre ve Defne ziyaretleri

Geçen hafta 19 Mart’ta kızkardeşim istanbula geldi. Gelirken de yanlarında Yunus Emreyi getirdiler. Yeğenimi yazdan bu yana görmemiştim. Bakıcıları çocuğu dövdüğü için kovmuşlar mecburen yanlarında getirdiler. 20 Mart akşamı hep beraber Ataköyde buluşup bir yemek yedik. Orada ikisi çok iyi anlaştılar. Yaz ayında görüştüklerinde Selin henüz çok küçüktü. Onun itme kakmalarına dayanamıyor, yere düşüyor ağlıyordu. Bu defa hiç öyle olmadı. Çok iyi anlaştılar. Ardından kaldıkları otele gidip birer kahve içerken onlar oyun oynamaya devam ettiler. Daha Fazlası…

UA-12002855-3