Selin

Filtrele

Kategoriler

Etiketler

RSS

iyileştik

1 haftanın ardından geçen Cuma günü hepimiz iyileştik. Domuz gribi korktuğumuz gibi değildi. Geçtiğimiz yıllarda sırf bu hastalık yüzünden Medipol Hastanesinin kapısından girememiş, çok memnun olduğumuz Birol Saral’ı bırakmıştık. Bu yıl normal bir gripten farkı yok. Hatta en çabuk iyileşen grip türü bile oldu. Hepimiz içtiğimiz ilaçları kestik, gayet sağlıklıyız artık. Daha Fazlası…

Hastalık yine kapımızda

Cuma günü akşam Hilmiye çok kötü durumda eve geldi. Grip olmuştu. Kendini zorlasa da Selin’e bulaşması çok gecikmedi. Pazar günü Selin de kapmıştı virüsü. Fakat Selin daha yeni hastalıktan çıktığı için biraz daha dirençli çıktı. Hala neşesi, enerjisi yerinde maşallah. Hilmiye şirket doktoruna gitmiş ve işe yaramaz birkaç ilaç almış. Hastalık gidek kötüleşti. Dün akşam da ağlama krizine girince Hisar Hastanesini aradım. Doktor Parol ve Flu tarzı ilaçlar önerdi. Evdeki Paroldan 1 tane verince kendine geldi. Selin de genelde geceleri ateşlendi. 3 gecedir fitil takarak ateşini düşürüyoruz. Bugün de ben işe gitmedim. Öğlen hep beraber Hisar Hastanesine gittik. Daha Fazlası…

Tamam mı

Bu aralar konuşma süresi arttıkça arttı. Artık oturup sohbet edebilecek kıvama geldi. Bazen öyle şeyler söylüyor ki bunu Selin mi söyledi diyorum. Bizden istediği şeylerin sonuna, Tamam mı? cümlesini ekler oldu. “-Baba bana portakal suyu sık tamam mı?”

Televizyonda hergün Pepee izlemeye başladı. Tüm bölümlerini artık ezberledi, şarkılarının hepsini öğrendi. Ben bile öğrendim. Geçenlerde iş yerinde arkadaşlara söyledim; benim en sevdiğim şarkı Pepee’nin 2 ekmek aldım, şarkısıdır. Çok komik bir sohbet oldu. Meğer etrafında çocuk olan herkez biliyormuş. Normal olduğumu anladım 🙂 Daha Fazlası…

Köprü Geçen Çocuklar

Sabahlari işe giderken görüyorum o çocukları. Minicik bedenler servis camlarına yaslanmışlar, kimisi uyumuş boynu düşmüş, kimisi uykulu. Yetişkin biri olarak hergün karşıya geçmek bana çok zor geliyor. Ama ben buna mecburum, işim Avrupada, evim Anadoluda. Evimi taşıyabilirim ama bu defa da aynı eziyeti eşim çekmek zorunda kalacak. Ama bu minik bedenler peki. Onlar mecbur mu dersiniz. Her gün 2-3 saat trafikte geçen zamanlarını nasıl telafi edecekler. Anlayamıyorum bu çocukların velilerini. Kendileri bu zorlukları yaşamadıkları için olabilir mi. Sorsan ne cevap verirler acaba; Neymiş daha iyi bir okulmuş, daha iyi bir eğitimmiş vs. Kendi yakalarında hiç mi iyi okul yokmuş. Daha iyi bir okula, daha iyi bir eğitime kavuşsun diye bu küçükler o kadar eziyeti çekmek zorundalar mı. Neden daha iyi okulların olduğu bölgede oturmuyorlar peki bu insanlar. Yoksa iyi okulların olduğu yerler mi kötü çevreler. Özel okulsa her bütçeye göre okullar var, her iki yakada da iyi devlet okulları da var. Yapmayın etmeyin bu çocuklara. Sıkmayın, soğutmayın okuldan, eğitimden. Çok üzülüyorum o  bakışları pencereden yakaladığım zaman.

Derin’in Doğum Günü

Hafta sonu Derin’in doğumgünü partisi vardı. 5 yaşına girdi. Selin’e aldığımız Mothercare bot’undan ona da aldık. Çok kullanışlı ve yumuşak bir ayakkabı. Selin evden çıkarken hediyesini koluna taktı, Derin’e sürpriz yapacam diye tin tin yürüdü. Partide bir sürü de çocuk vardı. Ama en küçükleri de Selin’di. Nihan ve Engin arkadaşlarına o kadar çok anlatmışlar ki, gelen hangisi Selin diye sordu. Kimisi birşeyler sordu, kimisi renkleri sordu. Tabi bizimki önce ingilizcelerini söyleyince anlamadılar. Hiç sıkılmadan oynadı. Maşallah çenesi de hiç susmadı. Mumları 4-5 kez yaktılar, sırayla bütün çocuklar üfledi. Pastaya ilk dalan bizimki oldu. Eline almış çatalı saplamış pastaya. Üstelik kendi de yemedi, bana yedirdi. Çok eğlendi boncuk. Daha Fazlası…

UA-12002855-3