Selin

Filtrele

Kategoriler

Etiketler

RSS

8 yılın ardından

Dün bizim için özel bir gündü. 8 yıl önce başlamıştı beraberliğimiz. Akşama kadar düne has özel birşey yapmamıştık. iş yoğunluğu, yorgunluk vs derken akşam oldu. Akşam yemeğini özel bir yerde yemeye kadar verdik. Yenilerde duyduğum mekanın adı Kolcuoğlu. Kartal sahilinde lüx bir lokanta. Menüleri bile olmayan garip bir yer. Mekana gelen herkese aynı şeyler veriliyor. Önden mezeler, kuverler derken kardından kol kebabı masada yerini alıyor. Kebap sonrası bir sürü tatlı ve meyveler. Midemiz önceleri bayram ederken yemeğin sonuna doğru yeter demeye başlıyor. Masadaki herşeyi yemek istiyor insan, öylesine lezzetli ki. En güzel tarafı da çocuklar için bir oda yapmış olmaları. Çocuk oyun odasında kaydıraktan, arabalara, boya kalemlerinden oyuncaklara kadar bir sürü şey var. Üstelik çocuk bakıcısı da var. Selin’i götürdüğümde önce yanında durmamı istedi ardından oyuna daldı. O oyun oynarken bizde afiyetle yemeklerimizi yedik. Harika bir akşam geçirdik. Daha Fazlası…

Nihayet iyileşti

3 günün ardından artık iyileşme başladı. Cuma günü başlamıştı macera, çişini yaparken acıdığını söylüyor, iki büklüm oluyordu. Çişi ile kakasını ayırt bile edemiyordu. Ağrının kakasından geldiğini düşünüyordu. Allahtan erken farkedip doktoru aramıştık. Ertesi güne bıraksak belki daha kötü olacaktır, üstelik hastaneye götürdüğümüzde aynı sıkıntıları yaşayacaktık. Selin daha bu güne kadar idrar örneği veremedi. Ön tarafına bağlanan bir poşet takıyorlar, yapışkanlı olduğu için çıkarırken canı da yanıyor. Üstelik o varken  bir damla bile yapmıyor. Aynı sıkıntıları bu defa yaşamadık allahtan. Doktorun önerdiği antibiyotiği alıp 3 gün kullandık. Dün çok rahattı, hiç ağrısı olmadı. Ama 2 gün daha ilacı kullanacak. Şurup içirmekte çok zorlanıyoruz. Oyunlar şaklabanlıklar yapıyorum, bir şekilde dikkatini dağıtıyorum, tam o anda Hilmiye kaşıkla arkasından yaklaşık ağzına ilacı gönderiveriyor. Arkasına hemen su, sonra kusmasın diye dikkatini tekrar başka yöne çekiyoruz. Daha Fazlası…

İdrar Yolu Enfeksiyonu

Bu hafta çok güzel geçmişti aslında. Hafta başında çok az ağlamıştı. Normalde herşeye ağlayan bir çocuk oldu. Yavaş yavaş havalar soğumaya, yaz bitmeye başladı. Akşam eve geldiğimde serin rüzgar yüzünden parka götüremez olduk. Bu yüzden sitenin kapalı yüzme havuzuna gittik. Selin’in kovalarını, oyuncak balıklarını da aldık, onlarla oynayarak suda vakit geçirdi. Akşam da eşleştirme karlarıyla oynayıp durduk. Dün akşam da Hilmiyenin bir arkadaşı evlendi; Çengelköy’e düğüne gittik. Selin annesiyle halay çekti. Bu akşam eve geldiğimde Selin’in çantası hazırdı, Yaren de bize katıldı, hep beraber havuza gittik. Eve girdiğimde Selin’e tuvalet eğitimi vermeye çalışıyorlardı ama bir türlü yapamadı. Bacak arasını tutup acıyor diyordu. Şengül onun kabız olduğunu düşündü önce. Durum havuzdan döndükten sonra anlaşıldı. çişini yapamıyordu. Yapmaya çalışırken acı hissediyordu. Daha Fazlası…

2 kez IKEA

Pazar günü yani dün IKEA ümraniye mağazasına 2 defa gitmek zorunda kaldık. Selin’e ne zamandır küçük bir masa sandalye almak istiyorduk. Piyasadakiler genelde katlanır oldukları için güvenli bulmadık. ikea’nın mamut serileri çok hoşumuza gitti. Pembe renki olanlarından aldık. Öncesinde Fastfood’unda yemek yedik. Biz yemek yerken Selin de oradaki oyuncaklarla ve diğer çoçuklarla oynadı. Yanına gelen çocuklara – Senin adın ne? diye sorup durdu. Fastfood kısmına da mamut masa sandalyelerden koymuşlardı. Üzerinde de oyuncaklar vardı. Tahtadan yapılmış oyuncaklara delikler delmişler, deliklere de plastikten rengarenk çubuklar geçirmişler. Yanında verilen tokmakla çakmaya çalışıyorlar. Çakma bitince de tersini çevirip bu defa ters yönde çakılıyor. Sonsuz bir döngüye giriyor çocuk. O oyuncaktan almak istedi ama ben tokmak ile tv’ye yada bilgisayara vurur diye korkumdan almadım. İhtiyaçlarımızı alıp çıktık. Akşam eve gelince masayı kurdum. Hemen oturdu, kağıda birşeyler karaladı. Sonra çak çak dediği oyuncağı istedi. Saat 21:00 olmuştu ve 1 saat sonra Ikea kapanacaktı. Susturamadık, sürekli ağlıyor, yerlere yatıyor, yarın alacam diyorum ama inadım inat. -Ben çak çak istiyorum! diye ağlayıp durdu. Giyinip ikea’ya gitmeye karar verdim. Tam kapıdan çıkacam, bu defa bende geleceğim diye tutturdu. Atladık hep beraber ikea’ya vardık, oyuncağı alıp hemen çıktık. Eve geldik başladı çakmaya, bir süre sonra kolu yoruluyor; -Baba yoruldum, sen çak! Çin işkecesine maruz kaldık. Daha Fazlası…

Dudağını patlattı

Haftasonu çok eğlenceli geçiyordu. Cumartesi günü sabah erken kalktık, Selini öpücüklerle uyandırdık. Dilek halası İstanbuldaydı üstelik kuzeni Yunus Emre’yi de getirmişlerdi. Selin’in kahvaltısını yaptırıp evden çıktık. Havaalanı yakınındaki Wow oteline gittik. Hep beraber güzel bir kahvaltı yaptık. Yunus Emre her zamanki gibi Selin’i sevmek istedi ama gösteriş şekline Selin alışamadı. Ya düşürüyor, ya canını yakıyordu. Selin’in elini tutmak istediğinde bile ondan kaçmaya çalışıyordu.Onları uçağa yolcu ettikten sonra Anneannesine gittik. Çok sevdiği Abbas dayısı da oradaydı. Gündüz dayısı da gelince iyice kalabalık oldu. Gündüz dayısı onu kucağına zorla alıp ısırınca ondan da kaçacak yer aradı. Ama Abbas Dayısına karşı öyle değil. En sevdiği dayısı. Onun kucağına gidip uzun uzun sarılıyor. Nedenini biz de anlamadık. Belki de daha soft bir şekilde sevdiği içindir.Kuzeni Elif de 2 ay sonra 1 yaşına basacak. Annesinin başka bebekleri sevmesine dayanamıyor. Hemen ağlayıp kucağına gitmek istiyor. Daha Fazlası…

UA-12002855-3