Selin

Filtrele

Kategoriler

Etiketler

RSS

2 kez IKEA

Pazar günü yani dün IKEA ümraniye mağazasına 2 defa gitmek zorunda kaldık. Selin’e ne zamandır küçük bir masa sandalye almak istiyorduk. Piyasadakiler genelde katlanır oldukları için güvenli bulmadık. ikea’nın mamut serileri çok hoşumuza gitti. Pembe renki olanlarından aldık. Öncesinde Fastfood’unda yemek yedik. Biz yemek yerken Selin de oradaki oyuncaklarla ve diğer çoçuklarla oynadı. Yanına gelen çocuklara – Senin adın ne? diye sorup durdu. Fastfood kısmına da mamut masa sandalyelerden koymuşlardı. Üzerinde de oyuncaklar vardı. Tahtadan yapılmış oyuncaklara delikler delmişler, deliklere de plastikten rengarenk çubuklar geçirmişler. Yanında verilen tokmakla çakmaya çalışıyorlar. Çakma bitince de tersini çevirip bu defa ters yönde çakılıyor. Sonsuz bir döngüye giriyor çocuk. O oyuncaktan almak istedi ama ben tokmak ile tv’ye yada bilgisayara vurur diye korkumdan almadım. İhtiyaçlarımızı alıp çıktık. Akşam eve gelince masayı kurdum. Hemen oturdu, kağıda birşeyler karaladı. Sonra çak çak dediği oyuncağı istedi. Saat 21:00 olmuştu ve 1 saat sonra Ikea kapanacaktı. Susturamadık, sürekli ağlıyor, yerlere yatıyor, yarın alacam diyorum ama inadım inat. -Ben çak çak istiyorum! diye ağlayıp durdu. Giyinip ikea’ya gitmeye karar verdim. Tam kapıdan çıkacam, bu defa bende geleceğim diye tutturdu. Atladık hep beraber ikea’ya vardık, oyuncağı alıp hemen çıktık. Eve geldik başladı çakmaya, bir süre sonra kolu yoruluyor; -Baba yoruldum, sen çak! Çin işkecesine maruz kaldık. Daha Fazlası…

Dudağını patlattı

Haftasonu çok eğlenceli geçiyordu. Cumartesi günü sabah erken kalktık, Selini öpücüklerle uyandırdık. Dilek halası İstanbuldaydı üstelik kuzeni Yunus Emre’yi de getirmişlerdi. Selin’in kahvaltısını yaptırıp evden çıktık. Havaalanı yakınındaki Wow oteline gittik. Hep beraber güzel bir kahvaltı yaptık. Yunus Emre her zamanki gibi Selin’i sevmek istedi ama gösteriş şekline Selin alışamadı. Ya düşürüyor, ya canını yakıyordu. Selin’in elini tutmak istediğinde bile ondan kaçmaya çalışıyordu.Onları uçağa yolcu ettikten sonra Anneannesine gittik. Çok sevdiği Abbas dayısı da oradaydı. Gündüz dayısı da gelince iyice kalabalık oldu. Gündüz dayısı onu kucağına zorla alıp ısırınca ondan da kaçacak yer aradı. Ama Abbas Dayısına karşı öyle değil. En sevdiği dayısı. Onun kucağına gidip uzun uzun sarılıyor. Nedenini biz de anlamadık. Belki de daha soft bir şekilde sevdiği içindir.Kuzeni Elif de 2 ay sonra 1 yaşına basacak. Annesinin başka bebekleri sevmesine dayanamıyor. Hemen ağlayıp kucağına gitmek istiyor. Daha Fazlası…

Hepatit A Aşısı

Bugün Hepatit A aşısını yaptırmak için randevu almıştık. Bu defa aşı seansına ben katılmadım. Son hastalandığında hastanede kıyameti koparmıştı. Onun ağlamasına yüreğim zor dayanıyor. Annesiyle gittiler. Hisar Hastanesinin kapısından girerken mızmızlanmaya başlamış. Sonradan İzlem Hn.ı görünce yine kıyamet kopmuş. Ön muayeneyi zar zor aceleyle yapmışlar. Aşı yapıldıktan sonra da “bitti değil mi” diye tekrarlayıp durmuş.

Hepatit A aşısı da Su çiçeği gibi aşı takviminde yer almayan bir aşı. isteğe bağlı yaptırılıyor. Doktorlar mutlaka bu aşının yapılmasını öneriyor. Ama neden aşı takviminde yer almıyor, anlayamıyorum. Genelde 10 yaş altındaki herkes bu enfeksiyonu kapar ama farkında bile olmadan iyileşirmiş. Ama bağışıklık sistemi bunu yok edemezse kalıcı karaciğer hasarlarına yol açabiliyor. Öyleyse neden riske atalım ki. Ağız yolu ile bulaşıyor. içme sularındaki kalitenin artması, ozon ve klorlama işlemleri ile büyük oranda hastalığın yayılması önlenmiş durumda. Aşının yan etkileri olabileceği aklıma geldi ve araştırdım. Her aşıda olabilecek yan etkiler varmış. En önemli yan etkisi vurulan yerde acı hissedilmesi, onun dışında halsizlik, ateş, iştahsızlık gibi etkiler var. Ama bu da birkaç gün içinde geçip gidiyor. Daha Fazlası…

Havuz Başı Sefası

Dün hava yine çok sıcaktı. Kahvaltı sonrası arabayı yıkatmak için çıkacaktım ama Selin izin vermiyordu. Ben de gelecem, ben de araba yıkayacam deyip durdu. Bir ara boşluğundan yararlanıp evden çıktım. Eriklide denize gidip gelirken araba iyice kirlenmiş, heryeri kum içindeydi. Güzel bir temizlikten sonra eve döndüm, Hilmiye de evde temizlik yapıyordu. Selin de benim kadar ev temizliğinden nefret ediyor. Yerler ıslanıyor, süpürgenin sesi kulaklarımı acıyor, oturmak, dinlenmek istiyorum mümkün olmuyor. Sinir birşey. Selin’e havuza gidelim mi diye sorunca Evet cevabını aldık. Hemen hazırlandık, Selin’in yemeğini ısıtıp yanımıza aldık. Havuz inanılmaz güzeldi. Şezlonlardan birine geçtik. Su da iyice ısınmış sıcacık olmuştu. Selin’i suya bir anda soktum ama hemen ağlayıp çıkmak istedi. Erikliden kalma bir korku oluştu çocukta. Suyu artık eskisi gibi sevmiyor. Orada denize girmem diyordu, şimdi de havuza girmem demeye başladı. Hilmiye hemen kurulayıp giydirdi. Sonra havuz başında oynamaya başladı. Onu hiç zorlamadım girmesi için. Havuza kenardan elini sokuyor, aldığı su ile ayaklarını, kolları ıslatıp durdu. Suyla oynamayı çok seviyor aslında. Şapkasını daldırıp ıslak ıslak kafasına giydi. Dolap anahtarını havuza attı, ben çıkardım. saatlerce bu şekilde oynayıp durduk. Daha Fazlası…

Darıca Hayvanat Bahçesi

Uzun zamandır gitmek istediğimiz bir yerdi hayvanat bahçesi. Çarşamba günü yine geç kalktık, kahvaltımızı yaptık. Sonra yola koyulduk. Hayvanat bahçesinin bu kadar kalabalık olabileceğini hiç düşünmemiştim. Hava da çok sıcaktı. Kapıda bilet kuyruğu uzamış gitmiş. Hayalimdeki gibi bir yer değildi. Artık şuna karar verdim, Türkiyede hayvanat bahçesine falan gidilmez. Hiç mi hiç beğenmedik. Hatta çok sıkıldık. Daha kapıdan girerken başladı olumsuzluklar. Giriş fiyatları çok pahalı ve bence değmez. 15 TL ödeme yapmak gerekiyor. Ve kredi kartı geçmiyor, sadece nakit ödeme yapılabiliyor. Adam gibi bir organizasyon yok. Girenler parasını versin de ne yaparsa yapsınlar. Fiyatı 50 TL olsa ve adam gibi bir organizasyon yapsalar insanlar emin olun yine gelir. Kapıda broşür, yol haritası gibi birşey vermediler. Kendimizi direk içeride bulduk. Herbir kafesten sorumlu kişi var aslında. Ama hiç görevlerini yapmıyorlar. Birisi gelse de bu hayvan şudur, şöyledir diye anlatsa iyi olurdu. Yada Miniatürk’deki gibi bir elektronik mekanizma ile sesli olarak anlatan cihaz olsa. Daha Fazlası…

UA-12002855-3