Selin

Filtrele

Kategoriler

Etiketler

RSS

Tırnak acısı

Dün akşam eve girer girmez Selin sevinç içinde beni karşıladı. Koşa koşa geldi sarıldı, kucakladı. O da bizi özlüyor olsa gerek bir süre hiç kucağımdan inmiyor, sıkı sıkı sarılıyor. Hilmiye biraz gecikeceğini söylemişti. Ben de düşündüm; Selin’i alırım, havuza yüzmeye gideriz, sonra Hilmiye gelir bize katılır. Üstümü değiştirmek için odaya geçtim. Selin arkamdan ağlayınca onu da kucakladım. Sonra kapıyı örtmesini söyledim. O da hızlıca kapıyı kapatmaya çalıştı ama unuttuğu şey küçük ayak parmaklarının kapı kapanma menzili içinde olduğuydu. Bir anda kapının alt köşesi ayak baş parmağından geçti. O anda bir çığlık. Koştum sarıldım baktım tırnağının bir tarafı kırılmış ve kalkmış. Şengül hemen buz getirdi. Beni kan tuttuğu için çok da bakamıyordum ama mecburdum. Ayağına buzu koydurmuyordu. dolaptan yara bantı alıp yapıştırdım ama onu da istemiyordu. Ağlayarak – çıkar çıkar! diyordu. Çıkardım. Balkona serin bir yere çıkardım. O anda Hilmiye de aşağıda göründü. Tırnağının çıktığını söyleyince koşarak geldi. O ağlamaktan ben üzüntüden sırılsıklam ter içinde kaldık. Bir an kan tutar gibi oldu kendimi tuttum. Bir süre sonra acısı dinmeye başladı. Üstünü değiştirdik. Sonra onlar parka ben eczaneye gittim. Eczacı tendüdiyot benzeri birşey sürmemem gerektiğini söyledi. Açık yaraya sürülmez. Sadece yara bantı aldım ve onlara katıldım. Daha Fazlası…

Yılın ilk tatili

Geçen hafta yıllık izine çıktık. 1 haftalığına Mersin – Anamur’a Babaanneye gitmeye karar verdik. Bu defa Yaren de bize katıldı. Yaren’in ilk uçak yolculuğu olacağı için çok heyecanlıydı. Sabah çok erkenden kalkıp havaalanına gittik. Uçağı beklerken Selin yürüyen bantlarda gidip gelerek oynadı. Selin’in de 3ncü binişiydi uçağa. Havalandıktan bir süre sonra kucağımda uyudu. Adanaya varmaya yakın uyandı ve kucakta durmak istemedi. Uçağın koridorunda yürümeye başladı. Adanaya inip Mersine giden servise bindik ve en arka koltuğa geçtik. Yanımızda bir kız vardı, gözlükleri olduğu için Selin ona Ayten dedi durdu. Kızın ismi Serap olmasına karşın 🙂 1,5 saat süren yolculukta kıza cilveler yapıp durdu. inerken de el sallayarak -Hoşçakal aşkım, bebeyim! demez mi, koptuk… Daha Fazlası…

Özlemek…

Dün Judas Priest & Whitesnake konseri vardı. Arkadaşım Nadir davetiye bulmuş. Selin sabah uyanır uyanmaz bana sarılmaya başladı. Sürekli birşeyler isteyip durdu. Baba gel, baba otur, diyerek yanına çekmeye çalıştı. Baba gel! demesi, ses tonunu öyle masum bir şekilde ayarlaması eritiyor beni. Giyinip Şengül’ü almaya gidecektim, giyinmemden dışarı çıkacağımı anladı. Bacaklarıma yapıştı bırakmadı. Bakkala gidiyorum, Selin’e ekmek, peynir alacam diyerek kandırdık. Arkamdan sesleniyor -Baba bakkala git, ekmek al gel!

Konserden yine erken çıktım eve 23:00 gibi geldim. Daha kapıda anahtar sesini duyar duymaz, – Baba Geldiiiiiii! Daha Fazlası…

Taş Yağmuru

Dün akşam eve gelir gelmez Selin parka çıkmak istedi. Normalde Şengül o saate kadar çoktan çıkartırdı. Ama işi uzadığı için çıkaramamış. Hemen giyinip parka gittik. Kısa bir süre oynadık, kaydıraklardan kaydık. Tam salıncaklara oturacakken havadan taş parçaları gelmeye başladı. Önce yaramaz çocukların birbirleri ile şakalaştığını düşünmüştüm ama bir anda artmaya başladı, parktaki büyükler çocukları kaptığı gibi uzaklaşmaya başladı. Hemen ben de Selin’i kucakladım. O anda başımın kenarından kocaman bir taş parçasının geçtiğini farkettim. Selin’i uzaklaştırdım. Oturduğumuz yerin Sarıgazi olduğunu düşününce bunun yasa dışı bir grup tarafından yapılacağı bile aklıma geldi. Başka ne olabilir di ki. Minicik çocukların üzerine haince taş fırlatmak kimin düşüncesi olabilirdi ki. Daha Fazlası…

Aşkım,canım,bebeğim!

Bu sözleri ben söylemiyorum, bizzat Selin’in kendisi. Geceleri uyumadan önce yatak keyfi yapıyoruz. Aramıza alıp mest olacak kadar sevip, koklaşıyoruz. Önce annesine, sonra bana sırnaşıp başlıyor Aşkıııııım, canııııımmm, bebeğiiiiiimm. Eriyoruz iliklerimize kadar bu söyler karşısında. iyice oynaştıktan sonra Selin oyuna doymamış oluyor. Ama uyku da gerekli. Sırtımızı dönüyoruz kayıtsız kalmaya çalışıyoruz. O da bir süre daha ruhumuzu okşayacak sözler sarfetse de sonunda pes ediyor. Önce poposunu havaya dikip, birşeyler konuşuyor. Sonrada hafiften uykuya dalıyor. Bazen yatağına taşısak da bazende kıyıp kaldıramıyoruz. Aramızda öylece uyuyor. Daha Fazlası…

UA-12002855-3