Selin

Filtrele

Kategoriler

Etiketler

RSS

Hatfasonu

Cumartesi günü sabah 4 gibi işe gittim. Gece çalışması vardı. Eve dönüşüm 7:00’yi buldu. Hava Nisan ayı olmasına rağmen hala soğuk. Cumartesi günü evde kalmaya karar verdik. Öğleden sonra komşuya bebek ziyaretine gittik. Efe Bebek 2 haftalıktı. Selin bir an elini bebeğe doğru attı. Annesi zarar verecek diye korktu ve sakındı. Ama Selin öyle bir çocuk değil. Eliyle yavaşva bebeğin başına dokundu ve cici, cici diyerek sevdi. Sonra bebek uykusundan uyandığında ağlamaya başladı, kimse duymamasına rağmen Selin sesi duydu ve taklit etti “Inga, Inga”.  Seline bunu  biz öğretmemiştik, kendi başına bebek ağlamasını taklit etti. Sonrasında market alışverişi için dışarı çıktık ama hava soğuk olduğu için hemen döndük. Daha Fazlası…

Emzik’e bye bye:)

Veeeee   beklenen oldu.  Selin Ecem sonunda emziği kendisi bıraktı.   Hiç kendisini  bu yönde zorlamadık ya da denemeye bile  kalkmadık.   Kızım vakti gelince kendisi bıraktı ve şu aralar çok sevindiğim olaylardan biri bu oldu.  Açıkcası,  bazı zamanlar  “emziği  nasıl bıraktırırım?”  diye  düşünmedik desek yalan olur. Ancak kızım Maşallah bu konuda da bizi hiç üzmedi.

Yaklaşık 1 aydır 2 yaş sendromu olarak bilinen olayları bizde yaşadık.  Selin’in birden değiştiği ve herşeye HAYIR dediği, kesinlikle kendi dediğini  yaptırdığı bir dönemdi.  Bebekliğinden beri  hiç uyku sorunumuz  olmayan kızımız  bir günde değişip,  gece  uyumaya salonda devam etmek istiyordu.   Bizde onunla inatlaşınca  iki tarafda uykusuz kalıyordu.  Ancak sonra  bu dönemde yapmamız gerekenleri okuduktan sonra, Selin’in  suyuna gitmeye çalıştık.  Bir süre Salonda ikinci   bir  yatak açtık ve Selin’i orda yatırıp, sonra kendi yatağına taşıdık. Gece kalkıp “anne kalk” dediği zamanda salondaki hazır yatağımıza gidip  orda uyumaya devam ettik.  Böylece hem Selin’in isteği oldu hem de iki tarafda uykusuna devam ettiği için uykusuz kalmadık.  Bu dönemimiz yaklaşık 1 ay sürdü ve nihayet kızımız artık  kendi odasında uyumaya tekrar başladı ve  gece salona gitmez olduk.  Maşallah artık uykumuz eskisi gibi kesintisiz olmaya başladı.  Demekki böyle bir dönem yaşanması gerekiyor ve çok şükür biz bu dönemi 1 ay ile atlattık.  Kimi aileler 1 yıla yakın sürede   bununla mücadele ediyormuş.  2 yaş sendromu  çok garip bir dönem,  çok iyi tanıdığınızı düşündüğünüz  çocuğunuz bir anda öyle bir değişiyor ki,  kesinlikle başlangıçda  bu değişimi  kabul edemiyorsunuz.  Dr. umuz İzlem Hn. ile  bu durumu  ilk paylaştığımızda   gülümseyerek,   bu dönemi 2 yaş terörü olarak nitelendirmişdi ve sakin davranarak geçirmemizi önermişdi.  Neyse ki şimdilik atlattık görünüyor. Ama  çocukların dönem dönem ani değişimleri olabileceği için, çok da büyük konuşmamak gerekiyor.

Kızım artık 21. ayın içinde ve onunla  çok iyi  anlaşıyoruz.  İşden geldiğim  anda  kapı çalındığında direk beni kapıda karşılıyor ve hemen  ANNE  deyip, kucağıma atlıyor. Ellerimi yıkamama bile fırsat vermiyor.  Çoğu zaman bana ASKİM deyip sarılıyo beni  öpüyor.  Bir sarılması var, boğulacak gibi hissediyorum:)  Hemen bana “Anne montu çıkar, ayakkabını çıkar” diyor.  Benim tekrar işe gitmeyeceğimden emin olmak istiyor. sonra da zaten hiç yanımdan ayrılmıyor.  Sürekli peşimde, bana bişeyler anlatıp  duruyor:)

Babası ile de araları çok ii. Babasına “babaci, babacık demeye devam ediyor.  Sinirlendiği  ya da şımardığı  zaman da “MEMED”  demesi var, görmeniz gerekiyor.  Bazende “memedim” diyor, bunu da benden öğrendi:)

Selin artık 2 kelimeyi yanyana kullanmaya başladı. Sanırım yakında cümle kurmaya da başlayacak gibi görünüyor.  Haftasonları kuzenleriyle ya da çocuklu arkadaşlarımızla  görüşmelerimizde Selin çok mutlu oluyor.  Bu nedenle parkıda çok seviyor ve her park dönüşü  eve ağlayarak giriyor.  Bıraksak sabaha kadar parkda oynayacak.

Bu haftasonuda Eloşuma kahvaltıya davetliyiz.  Eminim Selin’in yine çok hoşuna gidecek. Havalar ısındığında da Kaz dağlarına gitmeyi planladık. İnşallah Mayıs’in ilk haftası ailecek ilk kısa tatilimizi yapıyor olacağız.

Şimdilik  Kızım dan haberler bunlar…  Biz onu çooook seviyoruz ve sürekli Rabbime şükrediyoruz.  🙂

Hilmiye

Sabrın sonu

4 gecedir çok rahatız. Selin galiba 2 yaş bunalımını atlattı. Ama neredeyse biz girecektik bunalıma. 1 aydan fazla, salonda yatıp, 24:00 gibi yatak odasına taşınıyorduk. Gece de 3-4 gibi uyandığında tekrar salona taşınıyorduk. Gelişim evreleri bu aralar çok hızlı. Onun bu zor zamanlarını kolay atlatması için elimizden geleni yaptığımızı düşünüyorum. Bazı dönemler sinirlerimizin gerildiği, sesimizin yükseldiği zamanlar oldu ama genellikle çok ılımlı olduk. Gerçekten kolay bir durum değil. Salonun ortasında onu rahat ettirmek , korkularının önüne geçmek, uykunuzdan feragat edip onun yanında olduğunuzu belirtmek çok zorlu şeylerdi. Daha Fazlası…

Babaci uf oldu

Uf oldu veya acıdı gibi şeyleri söyleyebilmesi çok güzel. Zira canının yanıp yanmadığını belirtmesinin en güzel şekli. 2 gün önce Cuma günü sabah erkenden Amerikan Hastanesine gittik. Burnumdaki kemik eğriliği ve sinüslerdeki tıkanma giderildi. ameliyattan 4-5 saat sonra hastaneden çıkıp eve gitmeye hazırdım ama doktor son bir temizlik için müdehale ettiğinde çok kan kaybedince ve beni feci şekilde kan tutunca hastanede yatmak zorunda kaldık. Hilmiye de geceyi benimle hastanede geçirdi. Hilmiye ve Selin doğumdan bu yana ilk defa ayrı kalmışlar ve ayrı uyumuşlardı. Selin gün boyunca kapıya bakmış. Her kapı çalışında anne demiş ve koşmuş. Hilmiye de saat başı Şengül’ü arayıp ne yapıyor diye sordu, aman şunu yapmayın, bunu yapmayın, gece dikkat edin, kızımı ezmeyin vs vs. tembihler… Daha Fazlası…

Anne işe gidince…

Cumartesi günü Hilmiye’nin gece çalışması vardı. Şengül’ün gece kalmasını istesede ben ısrarla istemedim. Kendi kızıma bakamayacak kadar aciz  değilim. Daha öncede bakmıştım, yine bakarım. Hilmiye saat 03:00 gibi evden çıktı. Biz de Selinle yanyana baba kız uyuduk. Gece arada bir mırıldandı, su vermek istediğim zaman çok kızdı. Bizim elimizden artık hiçbirşey almıyor. Uykusunda dahi olsa da… Ama yanına bırakınca kendi başına alıp içiyor. Bu yüzden biberonu eline değecek şekilde yaklaştırdım. Hemen tutup içmeye başladı, tabi bu sırada hala uyuyor ve gözleri kapalı durumda 🙂 Sabah 7:00 e kadar sorunsuz bir şekilde uyuduk. Ne olduysa o saatlerde oldu. Bir anda kabus görüp çığlık atmaya başladı. Uyku ile uyanıklık arasında hala. Etrafındakileri tanımaz durumda. Kucağıma almak istedim çok sinirlendi. Annesini istiyordu. Gerçi annesi yanında olsa da aynı şekilde ağlıyor ve tanımıyor durumda oluyor. Sonra ağlamaktan bir an ses gitti, midesi ağzına gelir gibi oldu. Kusacağını sandım ve çok korktum. Zorla da olsa kucağıma aldım. Sarıldım ona sıkı sıkı. Odada biraz gezindik, susmadı, mutfağa gittik. Mutfakta buzdolabının ışıklı düğmeleri ile uynadı, sakinlenleşti ve sustu. Tekrar yatak odasına yöneldiğimde çığlık atmaya başladı. Odaya girmek istemiyordu. “Çık, çık… Kapı, kapı…” demeye başladı. Salona geçtik. Tv’de müzik kanalını açıp sesini biraz kıstım. Solondaki minik koltuğuna yumuşak minderler koydum. Uyandık yanyana. Hemen uykuya daldı ve tv yi kapattım. Daha Fazlası…

UA-12002855-3