Selin

Filtrele

Kategoriler

Etiketler

RSS

Kabus

Dün akşam Selin’le yine bol bol oynadık. Bu aralar kovalamaca oynuyoruz. “Yakaladım seni” der demez arkasına bakmadan koşturuyor. Defalarca bıkmadan bu oyunu tekrarlıyoruz. Haftasonu yeni eğitici oyunlar almayı planlıyoruz. Şekiller, hayvanlar, renkler vs gibi şeylerle ilgili. Çok hızlı öğrenme dönemi içerisinde. Bütün organlarını şimdiden tanıyabiliyor. Ağız, diş, göz, saç, ayak, el vs sorduğumuzda gösterebiliyor. “Benim kızım kim?” sorusuna cevap olarak kendini gösteriyor. Telefonu eline alıp alooo diye önce başlıyor, sonra cıvıl cıvıl  konuşuyor. Daha Fazlası…

Düzensiz Uykular

Birkaç zamandır uyku düzensizliği baş göstermeye başladı. Eskiden uyku alışkanlığı şu şekildeydi:

10:00 uyanma saati

12:00 gibi 1 saatlik uyku

17:00 yine 1 saat uyku

23:00 yatma saati. ilerleyen zamanlarda 17:00 daki uykuyu bıraktı. Haliyle 21:30 gibi gece uykusu başladı. Bu aralar öğlen saatindeki uykuyu da az uyumaya başladı. Gece de 02:00 sularında kalkıyor kendi kendine birşeyler söyleniyor. Anne, babaci diye sesleniyor. Sonra yine bizleri rahatsız etmeden uyumaya devam ediyor.  Gece de üstünü çok açtığı için kardan adam şeklindeki uyku tulumunu kullanıyorduk. Bunaldığını düşünüp artık giydirmiyoruz. Daha Fazlası…

Yaşamak…

Herkes bir şekilde yaşamını sürdürüyor, yaşam devam ediyor. Peki yaşadığınızı nasıl hissedersiniz? Kalbinizin atması mıdır bunu hissettiren, acı çekmeniz mi, nefes alıp vermeniz mi, kaybınızın arkasından buğulanan gözlerinizden dökülen yaşlar mıdır? Belki de hepsi… Bence herkes yaşadığını bilir ama bunu hissettiren bazı duygularla algılar. Bana bunu hissettiren ise Selin oluyor. Onun varlığı, babaci demesi, şımarık bir şekilde yüzünü çirkin yaparak tebessüm etmemi sağlaması, ağlaması kısacası onun herşeyi. işte bana yaşadığımı hissettiren şeyler bunlar. Önemli olan yaşadığınızı bilmek değil, bunu hissetmektir. Daha Fazlası…

Pişik

Dün Elif’in doğumuna şahit olduktan sonra öğleden sonra eve döndük. Selin’i çok özlemiştik. Biz gelene kadar Şengül baktı Selin’e. Eve girer girmez ağır bir koku evi kaplamıştı. Selin’in kustuğunu hemen anladım. Biz orada mutluluk içindeyken boncuğum evde acı içinde duruyormuş meğer. Sabahtan biraz ishali varmış. İlk kakasını yaptıktan sonra muhtemelen biraz beklemiş. Bekleyen kaka da poposunu pişirmiş. Sonraki kakalarını da yapmaya çalışınca acı verdiği için biraz yapıp bırakmış. Cumartesi akşama kadar azar azar 7 kez kaka yaptı. Sanki kızımın poposu güneşte saatlerce kalmışta kıpkırmızı pişmiş gibiydi. O gün yatana kadar hiç bezle silmedik. Her kaka yapışında, neredeyse saat başı poposunu bol suyla yıkadık. Zaten acıdığı için sildirmiyordu. Öyleki dokunur dokunmaz bir anda kendini kasıp, acı içinde bağırmaya başlıyor, gözlerinden boncuk gibi yaşlar akıyordu. Trosyd kremi bol bol beyaz tabaka kalacak şekilde sürdük. Yatmaya doğru acısı biraz hafiflemiş olsa gerek eski neşesi yerine geldi. Onun ağlamaları bittiğim anlardan biriydi. Daha Fazlası…

ELİF’imiz Nihayet Geldi:)

Evet,  bu sabah  yani  27 Kasım Cumartesi günü sabahın ilk saatlerinde  soluğu  Bakırköy Acıbadem Hastanesi’nde aldık.  Selin’i  erken olduğu için götürmedim, Şengül teyzesi kızımıza baktı.  Hastaneye 10 gibi vardık, herkes oradaydı.  Yaklaşık 20 kişi  hastanede Elif ve Ayten yengem için gelmişdi herkes  ailenin birinci  dereceden yakınlarıydı. (Teyze, hala,  amca gibi). Ailemiz kalabalık olduğu  için  bu aslında çok normal bir  durum.  Kamera çekimlerini  ben, foto çekimlerini eşim yaptı. Bizim dışımızda profesyonel bir doğum fotoğrafçısı  gelmişdi ve doğumda   tek kelimeyle  HARİKA kareler çekti.  Bunun dışında zaten  herkesin elinde makina ve herkes amatör fotoğrafçıydı:)   Yani Elif’imiz  Maşallah o kadar şansli ki,  onu şimdiden  çoook sevecek  kocaman büyük bir ailesi   var.  Daha Fazlası…

UA-12002855-3