Selin

Filtrele

Kategoriler

Etiketler

RSS

Yeni tespitler

Bugün 18:30 gibi eve gelince Selin yine karşıma çıktı. Şu sıralar bizi gördüğü zaman acayip bir şımarıklık içine giriyor. 2 gündür Hilmiye ile beraber gidip geliyorduk. Taksimde bir eğitime katılıyor, akşam çıkışta da eve beraber dönüyorduk. Bizi kapıdan beraber girerken görünce şımarıklık 2 katına çıkıyor. Ne yapacağını bilemiyor, etrafında daire çiziyor, sağa sola paytak bir şekilde yürüyor, saçlarını dalgalandırıyor ve daha nice enteresan davranışlar…Selin’in ilginç yanlarından birisi de kendini hemen karşısındakinin kollarına bırakmayışı. Normalde bir çocuktan bu beklenir; karşısına geçersin, kollarını iki yana açarsın ve sana doğru koşmasını beklersin. Ki bu bekleyiş normal olanıdır bana göre. Ama Selin öyle değil, gelir gibi yapar bir anda sanki kararından vazgeçmişcesine yolunu değiştirir. Karekterini yavaş yavaş çözüyoruz. Aslında bu onun kendini sevdiriş şekli. Kucağımıza gelmek istemese de sevilmek hoşuna gidiyor. Yakalayıp biraz hoplattıktan sonra başlıyorum öpmeye. Bazen kendime engel olamayıp öpme olayında aşırıya kaçtığımı biliyorum. Bu seferde çığlıklı ağlama sesleri ortamı dolduruyor. Daha Fazlası…

Bora Bebek ziyarete geldi

Dün akşam Serhan ve Berna bebekleri ile ilk kez bize geldiler. Bora bebek artık 40 günlük olmuş.O bile çok çabuk büyümüş. Onlar gittikten sonra bloğa girip Selin Ecem 40 günlükken ne yapmışız diye baktım. Bu bloğu iyiki tutmuşum dedim kendi kendime. Kızımın hiçbir şeyi unutulup gitmeyecek artık. Biz de Bora için Selin’e yapılanları adettendir diye aynen yaptık. Aslında bu tür şeyler batıl inanç gibi görünse de benim çok hoşuma gidiyor. Sonuçta bu da bir gelenek ve yeni nesillere bu şekilde aktarılıyor. Çay keyfinin ardından Bora için aldığımız hediyeyi verdik. Yüzünün bir kısmına dikkatlice un sürüldü ve annesine yumurta ve küçük bir de harçlık verildi. Ritüele göre un sürmek; uzun ve sağlıklı, un gibi tertemiz bir ömrü olsun, yumurta vermek ise; Yumurtadan çıkan civcivler gibi çabuk büyüyen, sağlıklı ve tok bir insan olsun anlamına geliyormuş. Umarım bu dileklerimiz gerçekleşir. Daha Fazlası…

Chicco Depo Satış Günleri

444 2 447 numaralı Chicco hattını bir aralar aramış ve Cep telefonumu kaydettirmiştim. 3-4 ayda bir sms gelir oldu. Chicco Tuzla Mermerciler Sitesindeki ana dağıtım deposunda ürün satışı başladığı zaman sms gönderiyorlar. Genelde Cuma günleri akşam 6-8 arası, Cumartesileri sabah 9-11 arasında oluyor. Bir kaç kere gitmeye yeltenmiş ama bir türlü gidememiştik. 1 Gün öncesinden de e-bebek çamlıca mağazasına gitmiş ve Selin’e 125TL verip ayakkabı almıştık.  Cuma akşamı iş çıkışı gittik. 19:00’da oradaydık. Karton kutular içerisinde bir sürü ürün var. Kutuların üzerinde Beden, içeriği, yaş, fiyat bilgileri yazıyor ama karman çorman olmuş. insanlar aldığı ürünü yerine koymak yerine rasgele bir kutuya attığı için her kutuya bakarak alışveriş yapmak gerekiyor. Genelde yazlık kıyafetler vardı. 3, 5 10, 20 25 TL gibi değişik fiyatları vardı. Bebekler için güneş kremleri, masaj yağları, emizikler, biberonlar, göğüs pompaları, ayakkabılar, mama sandalyeleri, kısacası herşeyden biraz var. Selin’e bir sürü kıyafet aldık. Tam 5 tane de ayakkabı aldık. Mağazalarda 125 TL olan ayakkabı burada 25TL. Bugün e-bebek mağazasına gidip 1 gün önce aldığımız ayakkabıyı iade ettik. Mağazalardan toplamda aldığımız 2.000TL üzerindeki ürüne 400TL verip çıktık. Daha Fazlası…

Yeni ayakkabılar

Dün akşam eve gelince Selin’in ayaklarının büyüdüğünü ve ayakkabılarının dar geldiğini gördüm. Aldığımız ayakkabıların hepsi spor ve büyük geliyor. Şuan Aynur Teyzesinin verdiği Chicco’ları giyiyor. 19 numara iyi geliyordu ama artık 20 numaraya geçme zamanı geldi. Aynur Teyzesi bu ayakkabıya 150TL gibi bir para verip Bahar’a almıştı. Aynur’a çok kızmıştım. Ufacık ayakkabıya bu kadar para verilirmi diye. Bahar’ın ilk yürüme ayakkabısı olarak geçmişteki yerini almıştı. Şimdi de Selin’in ilk yürüme ayakkabıları oldular. Gerçekten kalite olarak çok süperler. Bir ara Astoria’daki ayakkabıcıda boyatmıştım ama eskidiler. Daha Fazlası…

Herkesin Keyfi Yerinde

Herkesin Keyfi Yerinde

Herkesin Keyfi Yerinde

Dün akşam izlediğimiz film çok güzeldi. Robert De Nero’nun oynadığı film.Ünlüler geçidi vardı filmde.  Everybody’s Fine. Mutlaka izlenmesi gereken filmlerden birisi. Eminim gözleriniz buğulanacaktır.

Bu filmi uzun zamandır bekletiyordum. Aslında komedi tarzı olduğunu düşünüyordum ama çok duygusal çıktı. Çocuklarımıza nasıl davranmamız gerektiği sorusunu sorup duruyor ve düşünmeye zorluyor. Adeta bir beyin fırtınası.  Acaba ben nasıl bir babayım, ilerde nasıl bir baba olacağım. Filmde, geçmişteki davranışlarından pişmanlık duyan bir baba, yaptıklarından utanan, babasını gururlandıramayan evlatlar vardı. Baba çocukluk dönemlerinde onlara sürekli kendisini gururlandırmaları konusunda bir baskı uygulamış. Gün geldiğinde ise sen yeterki mutlu ol, bu benim gurur duymam için yeterli sebeptir deme durumuna gelişini anlatıyor. Daha Fazlası…

UA-12002855-3