Selin

Filtrele

Kategoriler

Etiketler

RSS

Oda oda dolaşıyor

Bugün akşam eve geldiğimde Selin beni görünce yürüyerek yanıma geldi. Hem de hiçbir yere tutunmadan. Yürümek… Aslında ne kadar basit görünüyor değil mi. Ama öyle değilmiş. Aylardır alıştırma yapıyor, düşüyor, kafasını vuruyor, korkuyor vs vs. Yani epeyce bir aşamadan geçtikten sonra ayakları üzerinde durabiliyor. Bu yüzdendir ki bir anda onu karşımızda yürürken görmek bizi sevindiriyor ve heyecanlandırıyor. Bugün özellikle kendine daha bir güveni olduğunu gördüm. Gayet kendinden emin ve kararlı bir şekildeydi. Öncesinde heyecanlanır ve 2 elini de havaya kaldırır, tıpkı karda ilk defa kayan birisi gibi davranırdı. Artık o dönem bitmiş görünüyor. Belki de o günleri mumla arayacağımız günler gelmiştir. Zira artık peşinden gitmek gerekecek. Bir ara salondan ayrıldı. Merak edip arkasından gittiğimde bazen banyoya girmiş, çamaşır makinasının kapağını açmaya çalışıyor, bazen de mutfakta damacana pompasına basıyordu. Biraz daha sabırlı ve dikkat kesilmenin vakti gelmiştir. Daha Fazlası…

Dolphinarium ve Miniatürk

2 Ekim Cumartesi günü şirketimin düzenlemiş olduğu bir etkinlikti. İsteyen çocuğu ile gelip önce Dolphinarium’da yunus gösterilerini izleyip, ardından Miniaturkü gelebilirdi. Sonrasında da Miniaturk içerisindeki Beltaş’da akşam yemeği verilecekti.

Zor da olsa Dolphinarium’u bulduk. Haliç – Sütlüce kıyısına kurulmuş kocaman görünen bir bina. Ama içerisi o kadar da kocaman değilmiş. Küçücük bir havuz ve oturma yerlerinden başka birşey yok. İlk önce Sera adında bir Mors (Deniz aygırı) hayvanı ile gösteriler yapıldı. Sonrasında da 2 tane yunus muhteşem bir gösteri yaptı. Tabi biz hayran hayran bakarken sahnede yaşananlar Selin’in çok ilgisini çekmedi. O etrafındaki çocuklara sataşarak vakit geçirmeyi tercih etti. Sürekli yanındaki, önündeki kişilere dokunup çekiştirmeye çalıştı. Daha Fazlası…

Diş gıcırtdatma

Bir önceki yazımda kendi kafasına vurmasından bahsetmiştim. Bu sorunun kaynağını bulduk galiba. İlgi. Evet gerçekten biraz daha ilgi gösterince bu hareketi yapmaktan vazgeçti. Geçen hafta biraz daha sabır göstermek için kendimi telkin ettim. Ne yaparsa yapsın kızmak yok. Olabildiğince onunla vakit geçirip oyunlar oynayıp kendisini sevdiğimi hissetmesi için elimden geleni yaptım. Akşamları gider gitmez ilk işim kucağıma alıp sevmek oldu. TV izleme işini Selin uykudayken yaptım. TV açık olduğunda ve ilgimi çeken bir şey olduğunda izlediğimi hiç belli etmedim. Galiba göz teması çok önemli. Mümkün olduğunca göz teması kurup, onun boyuna inmek için yerlerde oturdum, emekledim, hatta saklanıp beni bulması için oyunlar oynadım. Özellikle koltuk arkasına geçip duvara yaklaştığında, yani kafasını vurmak isteyeceğini hissettiğim anda seslenip çağırdım, yada “Selin Ecem Nerede?” dediğim anda olayı saklanbaç oyununa çevirdim. Gerçekten işe yaradı. Bu durum biraz fazla şımarmasına neden olsa da kafa vurmasından iyidir. Bazen öyle çok şımarıyor ki koşmaya çalışıyor, koşarken de ayakları dolanıp düşüyor. Daha Fazlası…

Kendi kafasına vuruyor

Dün akşam sinir harbiyle geçti. Uykusundan uyandıktan sonra biraz mızmızlık yaptı. Bir süre sonra normale dönünce başladı oynamaya. Artık biraz daha rahat ve kendine güvenerek yürüyor. Hatta eline kocaman telefon şeklindeki oyuncağı alıp öyle yürüyor. Bisiklete binmeyi yeni öğrenmiş birinin daha kendini götüremezken arkasına başkasını da alması gibi birşey. Bir süre Selinle vakit geçirdikten sonra gözümüz TV’ye kaydı. Aslında akşam olduğu zaman TV’yi kapatmayı çok istiyorum. Ama bunu şimdiye kadar pek yapamadık. Biz TV izlerden Selin önce kendi kafafını yumruklamaya başladı. Sinir oluyorum bu hareketine. Önce nazikçe yapma dememe rağmen yapmaya devam etti. Sonra koltuğun arkasına geçip kafasını duvara vurmaya başladı. Benim şalterler işte o an attı. Bağırarak yapmamasını söyledim. Sonra pişmanlık duyarak söylüyorum; “Bu kız aptal galiba” gibi bir söz çıktı ağzımdan. Ama görünen manzara o şekildeydi. Bazen onun daha küçük bir çocuk olduğunu unutuyorum sanırım. Olaya anne müdehale etti. Sen nasıl aptal dersin, deyince aramızda da tartışma çıktı. Evde bir fırtına kopmuştu, bundan kurtulmanın en iyi yolu kaçmaktı. Nitekim öyle yaptım ve saatin daha 22:00 olmasına rağmen uyumaya gittim. Daha Fazlası…

Yürüme çalışmaları

Dün eve giderken kendimi Selin’in mızmızlıklarına hazırlayarak gitmiştim. Ama ilginçtir hiç düşündüğüm gibi olmadı. Selin çoook mutluydu ve eskisi gibi evin içinde cıvıltı sesleri yükseliyordu. Kapıdan girip çantamı bıraktım, sonra kapıdan salona baktım, aman allahım; “bir kedi gördüm sanki” oldum. Selin yürüyerek bir koltuktan diğerine yürüyerek geçiyordu. Gözlerime inanamadım. Aslında kısa mesafeleri daha önceden yürüyerek geçiyordu. Ama sonra birkaç düşmeden ve Yaren’in zorlamaları yüzünden korkusu ağır basmış ve bırakmıştı. Uzunca bir süre pek aldırış etmedik. Yürümesi için zorlayıp korkusunun geçmesini bekledik. Daha Fazlası…

UA-12002855-3