Selin

Filtrele

Kategoriler

Etiketler

RSS

İlk Pişik

Bugün annesi gıdık denilen çene altı bölgesinde kızarıklık olduğunu gördü. Muhtemelen ağzından çıkan tükürükler o bölgeyi ıslatıyor ve pişik olmasına neden oluyor. Dokununca ağrıyor ki boncuk boncuk gözyaşları dökülüyor. Hemen Mothercare’den aldığımız Sudocrem adındaki pişik kremini sürdük. Endişeli bir baba olarak hemen internete girdim ve yaşayanların deneyimlerine baktım. Endişelenecek birşey yok. 3 gün içerisinde geçiyormuş. Sudocrem de çok tavsiye edilen bir krem. 3 gün içinde geçmezse endişe etmek gerekiyor, çünkü deri mantar oluşumuna neden oluyormuş. Daha Fazlası…

Kurban Bayramı 3.gün

Bugün sabah S bizi yine 8 gibi uyandırdı. Gece 2 kez acıkıp ağladığını hatırlıyorum. Sabah uyanınca gözleri kocaman açtı ve yavaştan çığlık atmaya başladı. Uyandığında şöyle bir geriliyor, sonrasında da gülücükler başlıyor. Keyfini bir görseniz, uyuyup uyanmak istersiniz.

2 gündür kalabalıkta şımardı. Bayramın ilk günü Ömerli tarafına pikniğe gitmiştik, dün de eşimin abisine gittik. Ev çok kalabalıktı. Aynur Teyzesi de oradaydı. Çocukların gürültüsü, konuşmalar vs derken S kalabalığı çok sevdi. Orada da kendini göstermeyi, sevdirmeyi başardı. Bugün sabah uyandığından beri uyumadı hiç. Televizyon açamadık. Öğlen Hilmiye yemek yapmak için mutfağa girdi. Ben S ile biraz oynadım ama hemen sıkıldı. Kanguruya koyup mutfağa geçtik. Yemek bitene kadar annesini seyretti. Daha Fazlası…

İlk Kurban Bayramı

Dün Kurban Bayramının ilk günüydü. Sabah yine S’nin sevinç nidaları ile uyandık. Yatakta bir süre aramıza alıp sevdik. Saat 10:30 gibi hazırlanıp çıktık. Gündüz ve Ayten’i Altunizade Metrobüs durağından aldık ve hep beraber S’nin dedesini görmeye Tuzla Mezarlığına gittik. Eşimin tüm ailesi oraya geldi. Herkesi bir çırpıda görme şansımız oldu. Hava çok güzel ve sıcacıktı. Kanguruyu Gündüz dayısına bağladık ve S’i taşıma görevini ona verdik. Ağlayana kadar epeyce bir süre etrafı seyretti. Daha Fazlası…

Kızımın Neşesi Arttı

Bu hafta S başka bir neşeli. Telefonla bazen evi aradığım zaman sesini duyabiliyorum. Hele annesi telefonla konuşurken sanki bilerek çığlıklar atıyor, konuşmaya çalışıyor. Arada bir babaanneyi arıyoruz. O şimdi yeğenim Yunus Emre’ye bakıyor. O Mersinde biz İstanbulda daha ne zaman görüşürüz bilinmez. Yunus Emre birazcık hasta, nezle olmuş. Bu akşam da aradığım zaman S yine coştu. Çığlıklar, ciyaklamalar. Sonunda sesi kısıldı. Daha fazla çığırtmasın diye emzik verdik. Ama bir süre sonra emziği ağzıyla fırlatıyor yine çığlık atmaya başlıyor. Kendi sesini duymak çok hoşuna gidiyor. Bu aralar el hareketlerinde de bir gelişme var. Emziği artık ağzıyla değil eliyle tutup da çekebiliyor. Daha Fazlası…

Baby on board

Gül Erçetingöz’ün kaleminden bir yazı: Alıntının yapıldığı site için tıklayınız Şimdi yazının başlığını görünce “bu da ne?” demeyin. Ülkemizde özellikle son aylarda özellikle manken, sanatçı, ev hanımı, kamu çalışanı, çalışmayanı kısaca tüm bayanlar bir doğurganlık mevsimine ve hevesine girmiş gidiyor. Vallahi doğuran doğurana. Darısı başıma..

Gelelim nereden çıktı bu doğurma yazısı. Ee, sağım-solum, önüm-arkam, tanıdığım ve arkadaşım olan herkesin bir çocuğu var son zamanlarda. Hele bir Kayra kızımız var ki görmeyin. Lahana bebek. Arkadaşım Nurdan ve Gökhan Yüzbaşıoğlu çiftinin dünyaya yeni gelen kızları; Kayra. Vallahi her bebek güzel ama o bir başka güzel görünüyor gözüme. Ana-babasını sevdiğimden gözüme güzel gelmiyor. Resmen güzel bebek. Vallahi bende heveslendim Kayra bebeği görünce ne yalan söyleyeyim. Lahanam, Kayram buradan seni kokluyorum. Eee hadi yazıya dönelim. Hah, ‘’Baby On Board’’ yani, “dikkat içeride bebek var” yazısı asılan trafikteki her arabaya gıcık oluyorum. Neden mi? Bu yazı arabaya neden asılır? Hem de İngilizce Baby On Board !!! Daha Fazlası…

UA-12002855-3